Titanik'mi yoksa Nuh'un Gemisi'ne mi bineceğiz?

09.06.2019 11:06 Üretim var, tüketim var, adil paylaşım var, birlik-beraberlik var, barış var, karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi var. Merkezinde Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin olduğu yepyeni bir dünya düzeninde mevcut olanlar. Ama sömürüye asla yer yok. Murat Çabas




ABD çöküyor Çin büyüyor

Çin, 5 Mart 2013 tarihinde gerçekleşen Ulusal Halk Kongresi'nde, "tüketim odaklı" tek model olan Milli Ekonomi Modeli'ni "rehber prensipler" olarak kabul ettikten sonra, ekonomisini çok sağlam bir temel üzerine bina etmiş, sağlıklı bir şekilde hızla büyümeye başlamıştı.

Çin'in aldığı bu tarihi kararın, 27 Şubat 2013 tarihinde Rusya Parlamentosu Duma'da gerçekleşen, Prof. Dr. Haydar Baş'ın 6 saat Modelini anlattığı özel Milli Ekonomi Modeli oturumundan 1 hafta sonra olması elbette ki tesadüf değildi. Yaşanan bu tabloyu BRICS temsilcisi Prof. Dr. Vladimir Gorbanovski'nin "Bizler Prof. Dr. Haydar Baş'tan öğreniyoruz, Çinli meslektaşlarımız da bizden" ifadeleri gayet güzel özetlemektedir.

Gelinen noktada kapitalizmin kalesi ABD ve diğer Batılı ülkeler çökerken, Çin ve Rusya Milli Ekonomi Modeli ile dünyanın zirvesine oturdu ve güçlerine güç kattılar.

Dilerseniz son gelişmeleri aktaralım.

Rus petrol şirketi Rosneft'in Üst Yöneticisi İgor Seçin, ABD'nin küresel konumunu yitirdiğini belirterek, "Çin birçok açıdan küresel liderliği elde etmiş durumda ve 2050'ye kadar bu üstünlük iki kat artacak" dedi. (06.06.2019)

Milli Ekonomi Modeli'nin bir projesi olan Milli Paralarla Ticaret 2008 yılından itibaren BRICS devletleri tarafından devreye konulunca, ABD dolarının toplam döviz içindeki payı hızla erimeye başladı. IMF'nin COFFER raporuna göre, 2000'li yıllarda yüzde 60'lar seviyesinde olan doların payı, 2013 yılına gelindiğinde yüzde 33'lere düştü.

Bugünlerde emin olun ki yüzde 20'ler seviyesindedir.

Çin 2013'ten sonra ihracata dayalı büyümeyi bir kenara bırakıp, Milli Ekonomi Modeli'nin belirttiği iç tüketime odaklı bir ekonomi politikasını hayata geçirdi.

Aralık 2018'de Çin'in ihracatı bir yıl öncesine göre yüzde 4,4 geriledi, ithalatı da yüzde 7,6 azaldı.

Çin'in dış ticaretindeki bu daralmayı gören ekonomistler Çin ekonomisinin ABD yaptırımlarından darbe yediğini ve küçüleceğini öngördüler. Ama çuvalladılar. 

Çünkü Çin bu yılın ilk çeyreğinde yüzde 6,4 büyüdü ve Çin Resmi ajansı Şinhua'nın verilerine göre bu büyümede en büyük pay yüzde 65,1 ile iç tüketim oldu. Çin MEM'le çok önemli bir şeyi keşfetmişti, 1,5 milyar nüfuslu kendi iç pazarını… Elin parasıyla elin ihtiyaçlarını karşılayacağına, kendi parasıyla kendi insanının ihtiyaçlarını karşılamayı tercih etti. Zaten ekonominin asıl gayesi de bu değil midir?

Kendi insanını köle gibi çalıştırıp elin karnını doyurmak değil, kendi insanının karnını doyurarak onlara sağlıklı güvenli bir ortam sağlamak… Kendi parasıyla, kendi kaynaklarıyla, kendi üretimiyle ve kendi iç talebiyle büyüyen Çin'i bugün kim durdurabilir? Tüm politikasını sömürü üzerine oluşturmuş olan ABD'nin, böyle uyanan bir dünyada sömürerek yaşama gibi bir lüksü olabilir mi?

Peki, Çin böyle de MEM'i 27 Şubat 2013'ten bu yana kanunlaştırarak tümüyle uygulayan Rusya nasıl? Batı'nın ekonomik yaptırımları ve pazar baskısı, Rus ekonomisinin 2018'de son 6 yılın en yüksek büyüme rakamına ulaşmasını engelleyemedi. Dünya Bankası'nın Haziran 2019 raporuna göre Rus ekonomisi, yüzde 2,3 ile son 6 yılın en yüksek büyüme oranına ulaştı. (05.06.2019)

Rus petrol şirketi Gazprom Neft'in Üst Yöneticisi Aleksandr Dyukov, bu yıl ilk defa Rus rublesi üzerinden petrol ihracatına başladıklarını belirterek, "Yakın gelecekte Avrasya Ekonomik Birliği'ndeki tüm ülkelere ruble ile petrol ihraç edeceğiz" dedi. (06.06.2019) MEM'i uygulayan Rusya, parasını rezerv para haline getirdi, ABD'nin petro-dolar zincirini kırdı. 

Rusya, BRICS devletlerine doğalgazı Ruble ile satıyordu, şimdi ABD'nin hedefi olan Avrupa pazarına da Ruble ile doğalgaz satışına başladı.

Rus enerji şirketi Gazprom'un ihracat kolu olan Gazprom Export'tan yapılan açıklamada, Avrupa'ya ilk kez ruble karşılığı doğal gaz satıldığı bildirildi. (06.06.2019)

IMF'yi bilirsiniz, ABD'nin güdümünde olan ve az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeleri borç batağına sürükleyerek onlar hakkında olumsuz raporlar açıklayan, sunduğu programlarla onları daha da batıran kuruluş…

Kısaca küresel tefeci… Hep Arjantin, Türkiye, Brezilya gibi ülkeler için raporlar hazırlardı, bugün ekonomisi çökmüş ABD hakkında hazırlıyor. Bu bile ABD'nin içindeki vahim durumu gözler önüne seriyor.

Amerikan'ın Sesi'nin (VOA) haberine göre, ABD`nin ekonomi politikalarını değerlendiren Uluslararası Para Fonu (IMF), ticaret anlaşmazlıklarının tırmanması ya da mali piyasalarda ani darboğazın, ABD ekonomisinde azımsanamayacak bir risk yaratacağı uyarısı yaptı ve raporunda "Süregelen ticari anlaşmazlıkların derinleşmesi ya da düzelen mali piyasa koşullarının aniden tersine dönmesi, ABD ekonomisi için maddi risk taşıyor" denildi. (07.06.2019)

ABD'nin dolar hakimiyeti çökünce, liderliğini Çin'e kaptırınca doğal olarak dünyayı sömürmek için kullandığı bütün silahlar kendisine dönmüş oluyor.

MEM ve Modelin projesi Milli Paralarla Ticaret; uygulayan ülkelerin birbirleriyle uyum içinde olmalarını, sağlıklı barışçıl ilişkiler kurmalarını sağlıyor. MEM'i uygulayan Rusya ve Çin liderleri Putin ve Şi Cinping geçen hafta Moskova'da bir araya geldi. Rusya Devlet Başkanı Putin, Çin-Rusya ilişkilerinin her zamankinden çok daha iyi olduğunu söyledi. 

Yeni ticari anlaşmalar imzaladılar, Milli Paralarla Ticaret'in yaygınlaştırılması kararını aldılar. (06.06.2019)

Gördüğünüz gibi, sömürüye dayalı kapitalist modellerin ve bu demode modeller üzerine sistemlerini bina eden Batılı ülkelerin artık devri bitmiştir.

Merkezinde Prof. Dr. Haydar Baş'ın Milli Ekonomi Modeli'nin olduğu yepyeni bir dünya düzeni oluşmuştur.

Burada üretim var, tüketim var, adil paylaşım var, birlik-beraberlik var, barış var, karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi var; ama sömürüye asla yer yok.

Sömürüye yer olmayan bir yerde ABD gibilerin yaşaması da mümkün değildir. Karar verelim; Türkiye ve Türk milleti olarak Titanik gibi batanlarla mı olacağız, yoksa Nuh'un Gemisi'ne mi bineceğiz?
Haberin Çekmecesi